Chitwan

Nehirin kenarında yemyeşil, tertemiz bir kasaba Chitwan. Nehrin karşı tarafı orman, vahşi orman.
Nehirin bir kısmında biz görmemiş olsak da timsahlar var. Kasabada dükkanlar, şahane yemekleriyle restoranlar var. Filler üstlerinde binicileriyle her yerdeler. O kadar büyük, o kadar güzeller ki! Saygı duyuyorum kendilerine...
Chitwan'da genel olarak keyif yaptık. Hergün birkaç saat yagmur yagdı. Etrafımız dumanlı dağlar ve göz alabildiğine yeşilliklerle kaplıydı. Nepal'i her geçen gün daha çok seviyoruz... insanlar kibar ve güleryüzlü. Hindistan'dan daha zengin değiller ama çok daha temizler. Çevreye ve hayvanlara sevgi duyuyorlar. Seni sadece para kazanacakları kişiler olarak değil, misafirleri olarak görüyorlar.
3.günümüzde fil üreme merkezine gittik. Otostop yaptığımız bir tur jipiyle köy yolundan geçip minik bir kanoyla nehirden karşıya geçtik.
Merkezde bir tane etrafta dolaşan yavru fil vardı. Oranın maskotu gibi olmuş zilli. Biz de kendisine bisküvi verdik, çok memnun oldu... ama Pedro'nun elindeki bisküviler bitince sinirlenip Pedro'ya bir kafa koydu, yere düşürdü. Çok komikti.
Dönüşte bir tarafı pirinç tarlaları ile kaplı köy yolundan kasabaya kadar yürüdük ve saf huzurla dolduk...

Ertesi gün akşamüstü fil üstünde safariye çıktık. Filin binicisi filin boynunda, 4 kişi de filin sırtında oturuyor ve o şekilde ormana dalınıyor. Ormanda gergedanlar ve geyikler gördük. Kaplan görmek zor işmiş, göremedik de zaten. Ama gergedanlara 2 metre kadar yaklaştık. Anne, baba ve çocuk birlikte otluyorlardı, bizi umursamadılar bile... Geyikler çok güzeldi, bizi görünce donup kalıyorlardı, heykel gibi dikildikten sonra birden koşmaya başlıyorlardı. Filimiz gerekli yerlerde binicisinin komutuyla çalıları sökerek yolu açıyordu, safariye başlamadan yağıp duran yağmur ormanı mis gibi yapmıştı ve yapraklardan üstümüze damlalar düşüyordu.
Chitwan'da 5 gün kaldık ve her anından keyif aldık. Akşamları içip muhabbet ettik, gündüzleri etrafta dolaşıp ve her yoldan geçen fil karşısında şaşırmaktan vazgeçmedik.






